19 Ekim 2008 Pazar

PostHeaderIcon ADA


Tanınmış gezgin Thomas Cook, bir araştırma gezisi sırasında Atlas Okyanusu'nun ıssız bir yerinde, çığlıklar atan milyonlarca kuşun havada daireler çizerek uçtuğunu gördü. Kulakları sağır edecek denli yüksek sesle çığlıklar atan kuşların kimileri yoruldukça, kendilerini okyanusun dev dalgaları arasına atıyorlardı. Onlar bu son hareketleriyle yaşamlarına son veriyorlar, kendilerini okyanusun dalgalarına bırakırken, çaresizlikten ölüme teslim oluyorlardı. Bu olaya yalnızca Thomas Cook değil, o bölgede ki balıkçılarda yıllardır tanık olmuşlardı. Kuş bilimcileri ise, yaptıkları araştırmalarda göçmen kuşların farklı yönlerden gelerek okyanusta bu noktada birleştiklerini keşfediyorlar, fakat onların, birbirleri peşisıra kendilerini ölümün kucağına atmalarının nedenini bir türlü çözemiyorlardı. Gerçek, geçtiğimiz yüzyılın ortalarında anlaşıldı. Bu trajik olayın yaşandığı yerde bir zamanlar bir ada vardı. Göçmen kuşların göç yolu üzerinde bulunan bu ada, bir deprem sonunda, okyanusa gömülmüştü. İnsanların, yok olduğunun bile farkına varamadıkları ada, göç yollarının ortasında kuşlar için vazgeçilmez "dinlenme" durağıydı. Kuşlar binlerce yıllık kalıtımsal alışkanlıklarıyla adanın yerini bilmekteydiler ve yıpratıcı, uzun yolculuklarının ortasında, biraz dinlenebilmek ve toparlanabilmek için, yine binlerce yıllık kalıtımsal güdüleriyle, okyanusun ortasındaki adaya geliyorlardı ama... Olması gereken yerde adayı bulamayınca, yorgunluktan bitkin bedenlerini çığlık çığlığa okyanusun sularına bırakmak zorunda kalıyorlardı. Söz kendini toparlamaktan açılmışken soralım. Sizin hiç "kendinizi toparlayacağınız" bir adanız oldu mu? Yaşamın uzun göç yollarında acaba, sizinde bir yudum taze soluk alabileceğiniz, yolunuzun kalan bölümüne dinç olarak devam etmenizi sağlayabileceğiniz bir adaya sahip olabildiniz mi? Bir gün yerinde bulamadığınızda ise, ona ille de ulaşmak ve sığınmak için başınız dönercesine, dengeniz bozulurcasına çırpınıp kanat çırptığınız bir ada yaratabildiniz mi yaşamınızda kendinize? Her şeyi sınırsızca paylaşabildiğiniz bir dost, yola birlikte çıkacak denli güven duyduğunuz bir arkadaş, size her zaman huzur verecek bir eş, ulaşmak için yıllardır uğraş verdiğiniz bir amaç edinebildiniz mi? Şöyle daha bir iyi bakın çevrenize... Size gelen, size sığınan...Sizin gittiğiniz, sizin sığındığınız...Sizin bulduğunuz dostlarınızı bir düşünüverin. Sonra da bir gerçeği görüverin gözlerinizle: Sizin durup , soluklandığınız ve kendinizi toparlayabildiğiniz kaç adanız var çevrenizde ve... Durup, sığınmak ve kendilerini toparlayabilmek gereksinimi duyan kaç dostunuz için siz bir adasınız?

8 yorum:

Adsız dedi ki...

rabişim çok güzel bir yazı, aynı zamanda kendimizi ve yakınımızdakileri sorgulayıp dersler çıkarabileceğimiz kaliteli bir yazı...çok teşekkürler canım...

Rabiş dedi ki...

ülküşüm benim bi 'adam' da sensin.herzaman sığınabileceğim ,sırtımı yaslayabileceğim.iyi ki varsın bitanem.

Mikser dedi ki...

Vayyy... Harikaymış yaaa,sağol Rabişcik :)) Bilmem ki acaba ben de birilerinin adası mıyımdır? :))

Rabiş dedi ki...

benim kıbrısta bir adam var uzakta çğRknyL diye .gitmesem de görmesem de orda bi adam var uzakta. aramızdaki mesafe çok uzak da olsa gönlümüz bir :)))

Rabiş dedi ki...

adam:(man değil island olan):))

Mikser dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Mikser dedi ki...

Duygulandım şimdi bak...Söyleyecek söz bulamıyorum inan :)) Ne desem senin için yetersiz kalacak çünkü.

KemaL dedi ki...

ilk önce dogrusunu söylemek gerekirse yazıdan cok etkilendim şöyle düşünmeliyiz ki...kac adamız var???vaar galiba YaNi...neyse paylaşım için teşekkürler...

Blog Archive